13 Haziran 2011 Pazartesi

Sizin İsmail Türkiye’ye bisiklet ile mi geliyor? Vah vah, delirdi mi ya?

2007 Kuzey Fransa turu öncesinde de ailem „Aman oğlum yolda belde başına bir şey gelir, böyle akılsız şeyler yapma“ diyerek vazgeçirmeye çalışmıştı. Fakat bir defa yola çıkmıştım. Almanya’dan bisiklet ile Türkiye’ye gideceğimi söyleyince babam“ Başka işin yok mu, sen hiç akıllıca bir iş yapmayacak mısın?“ derken annemde „Bu çocuklar benim ölümüme sebep olacak“ diye vazgeçirmeye çalıştı. Babam: „Bak oğlum atla uçağa gel seni istediğin bir yere tatile göndereyim hem de benden“ dedi.
„Baba buradaki Türk toplumuna ve Türkiye- Alman dostluğu için küçükte olsa kendimce bir katkım olacak. Bu şansı değerlendirmek istiyorum.“
Tabiî ki bisiklet olayının Türkiye’de hala maddi durumu iyi olmayan insanların kullandığı bir ulaşım aracı olarak görülmesi de ailemin „Ya sen üniversite okusun diye çocuğun Almanya’ya gitmesine izin ver. Yıllarca emek versin diplomasını alsın, işe başlasın. Sonra Ahmet, Mehmet son model arabayla gelsin, senin oğlan bisiklet ileJ)“  diye düşünmesine sebep oluyor.
Şimdi insanlar gülecek aman Allah’ım, sizin İsmail demek bisiklet ile geliyor? Zor bir durum tabiî kiJ.

Cordoba yerine Ankara

Cordoba yerine Ankara
Aslında birkaç aydır bisiklet ile Almanya’nın ortasından yani Frankfurt’tan çıkıp  İspanya’nın Cordoba şehrine gitmek için  hazırlanıyordum. Şöyle Güney Fransa (Lyon, Marsilya, Bercolana yapıp) oradan Endülüs’e uzanacaktım. Ver elini Akdeniz.  Çünkü 2007 yılında Kuzey Fransa ve Lüksemburg turunun tadı damağımda kalmış, bir gün muhakkak güneye de uzanmak istiyordum. Hazırlıklar yavaş yavaş tamamlanırken arkadaşımız Adem Aydın, „Ya İsmail neden seçim sandığını Avrupalı seçmenin ayağına getirmediği içinYüksek Seçim Kurulu’nu protesto edip oy kullanmaya bisikletin ile Almanya'dan Türkiye'ye gitmiyorsun?“ diye sordu. Hakan abi de „Bak İsmail kesin gazetelerde manşetsin bunu yap“dedi
Aslında düşünmedim de değil. 10 Mayıs 2011 gibi çıkıp bir ayda Edirne’de olabilirdim.
Ama benim isminim protesto ile anılmasını istemiyorum. Hem siyasetten uzak durmayı seviyorum. „Olmaz, benim ismim dostlukla anılsın“ derken Almanya’ya Türk Göçü’nün 50.yılının içinde olduğumuzu hatırladım.
İşte şimdi oldu. İsmim hem dostlukla anılacak hem de bisiklet ile Türkiye’ye gideceğim.
Bu arada bizim aylar önce düşündüğümüz bisiklet ile seçimde oy kullanmaya gitme düşüncesi Hamburglu Hayran kardeşler tarafından hayata geçirilmeye çalışıldı.
Medya çoğu zaman olduğu gibi işi yine abarttı. „Seçimde oy kullanmak için 2500 km pedal çevirecekler“, „Hayran kardeşler bisiklet ile Türkiye’ye gidiyor“ v.s
Ya kardeşim haftalardır hazırlık yapıyorum, rotamı çiziyorum kim demiş 12 günde 2500 km yol yapılabileceğini. Hem de kondisyon olmadan. Matematiksel olarak günlük ortaklama 200 km gitmeleri gerekiyor. Bu mümkün değil, kardeşim Avusturya, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan dağlarını nasıl pedallıyorsun? İnsan düz yolda bile 200 km yapamaz ki?
Hamburg’dan Hayran kardeşlerin haberini yapan gazeteciye ulaştım. „Abi bu mümkün değil hem benim moralimi bozdun. Hem de12 günde o kadar yolu nasıl alacaklar?“dedim. Stuttgart’a ulaşan Hayran kardeşlere sordurduk nasıl gideceklerini.Cevap: „Bizim için önemli olan bisiklet ile Türkiye’ye gitmek değil, bazı ülkelerde ve mecbur kaldığımızda arkadan takip eden araca biniyoruz. Biz seçimlere dikkat çekmek istedik.“ Eh be güzel kardeşim bunu neden baştan söylemiyorsun? Neden şimdi 4000 km’ya yakın yol gidecek bu kardeşinizin moralini bozuyorsunuz.
Bir ara Türkiye’ye gitmekten vazgeçip yine İspanya’da mi pedallasam diye düşünmedim de değil. Fakat üniversite eğitimi için Almanya’ya gelirken de üniversite okurken de hep Türk- Alman dostluğuna ve Almanya’da Türkler için faydalı şeyler yapma hedefim vardı. Göçün 50. Yılı bunun için uygun bir fırsat sundu. Büyük ihtimal zaten 100. yılında yaşamıyor olacağımdan belki 50. yılı hatırlandığında beni de hatırlarlar. Böylece “Almanya’ya Türk Göçü’nün 50. Yılında Türk Alman Dostluğu’na Katkı Sürüşü” adı altında Berlin Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünden Ankara Çankaya Köşkü’ne kadar her bir metresi bisiklet ile olmak üzere haftalarca sürecek bir yolculuğa karar vermiş oldum. Her hikayenin bir başlangıcı olur ya benim hikayede böyle başladı.