1 Temmuz 2011 Cuma

9. Gün: Ulm - Jettingen

Ulm’de işadamı Murtaza Hackalı bey’in misafiri olduk. Kendisine göstermiş olduğu misafirpervelik ve ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.
Gerekli hazırlıklardan sonra Ulm’den Günzburg üzerinden Ausgburg’a doğru yol alacağız. Ulm şehir merkezinden Südwestpresse’nin grevini görünce sordum.

Neden grev yapıyorsunuz?
İşveren yüzde 25 daha az ücret ödemek istiyor.
Kaç çalışan var?
400. Zaten ajanslar ve online gazetecilik bizi iyice vurmuştu, şimdi birde ücret indirimi.
Yarın gazeteyi kim çıkaracak?
Patronun kendisi gelip çalışsın. Biz grevdeyiz.
Nedir kardeşim ya, acaba gazetecilik ölüyor mu?

Gazetecilerle muhabbette doyum olmaz ama yol beni bekliyor. Ulm’e Tuna nehri bisiklet yolunu kullanarak geliyorum.
Tuna nehri akmam diyor…. Şarkısını mırıldanarak. Tuna ta buralardan çıkıyor, Türkiye’ye kadar uzanıyor. 1000 km’lik donauradweg var. Belki Türkiye’ye yolculukta belli ülkelerde Tuna boyundan pedallayacağız.
Ulm’un çıkışında Johann Koch’la tanıştık. O da Günzburg/Offingen istikametinde gidiyor. Benimle pedallamak istiyor ama 77 yaşında kardeşim. Nasıl olacak bu iş?
Sayın Koch’a akşama Augsburg’a ulaşmam lazım diyerek müsade isteyip pedallıyorum. Tuna boyundan Günzburg’a ulaştım, küçük ama güzel bir şehir. 

Burada Carmen Riedl, Hartmut Wintoch ve Rainer Mauss ile tanıştım. Türk olduğumu anlayınca
Nereye?
Ankara’ya
Ne yaptın sen ya genç adam? Çok güzel bir tur.
Göçün 50. senesinde Türk- Alman dostluğuna katkı için yapıyorum. Yolum uzun ama yinede uzun bir muhabbet alıyoruz.

Benden telefon numaramı ve internet adresini istediler. Adres alışverişinden sonra beni tekrar tebrik ederek Ankara’ya ulaşmamı takip edeceklerini, dostluğa büyük katkı sağladımı söylediler.

Koch ile ikinci karşılaşma

Hatıra resminden sonra Offingen’e yol aldım.Offingen’e varınca sürpriz ile karşılaştım. Birde ne göreyim.
Ulm’de yavaş gider beni yavaşlatır diye izin isteyip geride bıraktığım 77 yaşındaki Koch ile karşılaştım.
Nasıl oldu bu?
Adam 77 yasında ama helal olsun iyi pedallamış. Stutgart yakınlarında tura başlamış, İngolstadt’a gidiyormuş. Günlük 70 km alıyorum dedi.
Belki başka zaman tekrar karşılaşırız dilekleriyle ayrıldık. Koch, bu geceyi Offingen’de geçirekmiş.

Offingen köyüne ziyaret

Offingen çok küçük bir köy olmasına rağmen benim çok önceden geldiğim ve bildiğim bir yer. Bundan 14 yıl önce Antalya’da tanıştığımız bir aile bu köyde yaşıyor. Almanya’ya ilk geldiğim zamanda bu aileyi ziyaret etmiştim. 10 gün kadar misafir olmuştum.
Bisiklet yolu tamda onların evinin önünden geçiyor. Selam vermeden geçip gitmek olmaz. Zile basınca Yasemin teyze kapıyı açtı. Önce tanıyamadı sandım ama „İsmail sen misin?“ dedi. Seyfullah amcada görünce çok şaşırdı. Şöyle bir selam verip geçecektim ama olmadı. Kezban ablayıda görmeden gidemedim. Geçen 10 yılı yad ettik. İyi kötü günleri, hayatta yaşanan acı tatlı süprizleri, memnuniyetleri, üzüntüleri konuştuk. Günün en güzel anlarıydı. Televizyonda beni görmüşler ama oradan geçeceğimi düşünmemişler. Güzel kısmen buruk şekilde vedalaşarak ayrılıyorum.
Zyaretimden onlarda çok memnun kaldı. Bugün Augsburg’a ulaşmam zor ama olsun yaşadığım güzellikler ve duygular onu önemsiz kılıyor.

Burgau Ditib Selimiye Camii’ne teşekkürler

Bu akşam Jettingen’de gecelemeye karar verdim. Havada yağmur yağacak gibi duruyor. Burgau ‘yu geçerken Ditib Camii’ni görüyorum. Bahçesinde vatandaşlarımız oturmuş ikindi serinliğinde muhabbet ediyor.
Bir selam verip geçeyim derken Ditib Burgau Camii Başkanı Hasan Ali Erdoğan bey, beni görünce Ya bu ne güzel bir an, daha geçen hafta televizyonda izkerken, şimdi burdasın. Gel hele otur bir çayımı kahvemi içmeden göndermem."
“Teşekürler sayın başkanım”
“Valla seni görünce çok sevindim, gencecik bit Türk çıkıyor ve cesaretli bir yolculuğa soyunuyor. Gurur duydum. İnşaallah problem yaşamadan gider, bizlerin selamını Türkiye’ye ve Sayın cumhurbaşkanımıza iletirsin. Bir eksiğin, isteğin var mı? yoldan geliyorsun yemek ikram edelim hemen?
Sağolun, çok teşekkür ederim, dediysemde başkan Erdoğan bey, en son saat kaçta yemek yediğimi, susuzluğum olup olmadığını sordu.
Burgau Selimiye Camii İmamı Hamdi Öz hocamızda, “Bir Türkün uluslararası böyle bir aksiyon yapması beni çok sevindirdi” diyerek tebrik etti.  Sayın Cumhurbaşkanımızı Almanya daki Türkler olarak Allah için çok seviyoruz. Onlara dua ediyoruz. Allah onları başımızdan eksik etmesin diye dualar etti. Türkiye’nin bir zamanlar işçi gönderen ülke konumundan beyin göçü alan bir ülke haline geldiğini ve her yıl binlerce Almanya’da doğmuş büyümüş, üniversite eğitimini buarada almış Türk gençlerinin akın akın Türkiye’ye gittiğini ve Sayın Cumhurbaşkanımızın beyin göçü şeklinde anavatanlarına gelen türk gençlerine kucak açmasını istedi.
Çay, kahve, muhabbet derken Burgau Selimiye Camii’nde bir miktar misafir oluyoruz.  Vatandaşlarımız memnun kalıyor. Başkan Hasan Ali Erdoğan, İmam Hamdi Öz, aralarında birinci neslinden olduğu Ahmet Aslan, Akif Yavaşça, Ali Sivri, Hasan Akül, İbrahim Ünlü, Zeki Karınca, Kazım Öz,İsmet Kır, Veyiş Yıldırım ve ismini yazamadığım kalabalık bir vatandaş grubu beni Jettingen’e uğurladı.
Burgau Selimiye Camii’ne ilgi ve muhabbetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Tur sonrası ilk fırsatta yolum düşerse tekrar ziyaret etme temennilerimle Jettingen’e ulaştım.

Yarın hedef Münih.

Yapılan km: 65

30 Haziran 2011 Perşembe

8. Gün: Schwäbisch Gmünd – Ulm

„Tutun onu“

Almanya içinde çok fazla konaklama sorunu yaşamıyorum. Ali Çelebi dostluk pedalını Schwäbisch Gmünd’te davet etti. Sabah kendisi de bir miktar eşlik edecek. Dinlenmiş şekilde Aalen’e doğru yola çıktık. Daha Gmünd’den çıkmamıştık ki bir ses „Tutun onu“ diye bağırmaya başladı. Bizde etrafımızda kaçak filan mı var diye bakmaya başladık.
Oysa bana diyormuş? Ya ben onu televizyonda gördüm, burda görünce şaşırdım, durdurun onu, hatıra resmi çekmeden göndermem? Tamam abide  kaçmıyoruz ki? Güzel güzel pedalliyoruz. 

İbrahim Kiraz (Rize): „Abi varya helal olsun sana. Televizyında görünce çok merak ediyordum. Burdan geçince karşılaşmak beni çok mutlu etti. Büyük cesaret. Gurur duyuyoruz seninle. Tek kelimeyke hayran kaldık“ 

Kenan Başoğlu (Zonguldak): "Göçün 50. Yılı’nı bize hatırlattığın için teşekkürler. Allah eline ve bacaklarına kuvvet versin. Problemsiz gidersin. Seni destekliyoruz."
Ah abicim, sağolunda valla ikinci birisini bulamadık şu bisiklet yolculuğuna. Dağları tepeleri aşıyoruz ama birde bize sorun. Resimler ve videolar kayıt edildi. Müsade var mı?
„Allah yolunu açık etsin. Seni takip ediyoruz“. 

Yollarda gelmek isteyen, benimde hayalim di, diyen çok kişiyle karşılaştım. Ali Çelebi’nin performansı fena değil. 20 km zorlanmadan gitti. Hatta bazı rampaları rahat çıktı. Her ne kadar eşlik etmeler hedefe ulaşmamda yavaşlatma meydana getirsede vatandaşların ilgi gösterip eşlik etmeleri güzel bir duygu veriyor. Zaten Aalen’de Mehmet Yavuz ve oğlu Tahir Yavuz beni bekliyor. Bir iktar onlarda eşlik edecek. Aalen’e güzel bisiklet yolu var.

Ulrich Rieger ile birlikte pedallıyoruz

Mohringen-Aalen arasını Ulrich Rieger ile birlikte pedallıyoruz. Rieger bir yıl önce emekli olmuş. Ankara’ya gittiğimi duyunca şaşırıyor. Daha önce hiç Türkle karşılaşmamış uzun mesafe pedallayan.
Rieger, kardeşini ziyaretten geliyor.  Ha ziyaret dediysek 85 km uzaktaki Reutlingen şehrine gitmiş. Hemde bisikletle. „Dün ziyarete gittim, bugün dönüyorum“ deyince bisikletle mi dedim. Evet.
Helal olsun valla, tren veya arabayla bile akrabalarını, tanıdıklarını ziyarete gitmeye üşenenler duyulur. Rieger 85 km bisiklet ile ziyarete gidiyor.
Türklerin bu ülkeye çok şey kazandırdığını düşünüyor. Türkiye’ye ilk ve son defa 1969 senesinde gitmiş. Daha doğrusu yürüyerek ve otostopla o yıllarda hindistan ve kanada gezisi yapmış. İyi gezginmiş. Kanada’da 1,5 yıl kalmış. Biryerlede çalışmış ve kazandığı parayla kendisine idare edecek bir araba almış yoluna öyle devam etmiş. Birçok ülke ve şehir gezmiş.
Şimdi iyi bir işten emekli olmuş, emekliliğin tadını çıkarıyor. Aalen’de kadar Türkiye, Almanya, Türk ve Alman toplumu, uyum üzerine güzel muhabbetimz oldu. Aalen’e varınca bana bol şans diledi. Takip edeceğini söyledi.

Mehmet Yavuz (Sıvaslı) ve oğlu Tahir Yavuz ile belediye binası önünde buluştuk. Tahir, “bisklet ile türkiye’ye ne kadar günde gideceksin?” toplam 38 gün planlıyorum. Tahir istersen sende gel. O kadar gidemem ki.
Tamam o zaman sende büyüyünce bisikletle Kanada’ya filan gidersin. Tahir’in hoşuna gitti sanırım, epey gülümsedi.

Yol üzerinde Aalen Ditib Merkez Camii’ni ziyaret ediyoruz. Nurullah Koçan (imam), Başkan Kadir Yılmaz, Sadık Efendioğlu, tur için tebrik edip başarılar diliyor.
Mahmet Yavuz bey, yemek için evine davet etti. Evin bahçesinden yeni toplanmış bakla yemeği çok lezzetliydi, yanında ev yapımı yoğurt, ve bahçeden toplanarak hazırlanan salata. Müthiş lezzetliydi. Teşekkürler.


Bir miktar beraber pedalladikten sonra hedef Ulm diyerek ayrılıyorum.
Aalen-Ulm arasındada çok güzel bisiklet yolu var. Heidenheim’i çilek tarlalarının ve ıhlamur ağaçlarının arasından geçerken mis gibi çilek ve ıhlamur kokusu adate bana güç verdi. Eşelburg’u geçerken oldukça dik rampayı çıkıyorum. Hava sıcaklığı 30’un üzerinde, iyi terliyorum. Eşelburg’u geçerken yolumu bir köylüye soruyorum.
Diyalek konuştuğu için (Schwäbisch) çok fazla anlamıyorum ama tahmin ediyorum. Ulm çok uzak diyor. Kaç km? 40 var. Oo ne ki? 3800 km yolu göze almışız 40 km’i şöyle bir soluklanıp pedallasam alırım. Leontal yolu vadi arasından kıvrılarak uzuyor. Langenau’u geçip Ulm’e varacağım. Tam hız almıştım ki yol dörde ayrıldı.
Şimdi nereye gideceğim, havada birazdan kararacak, saat 20:30 civarı. Vadide akşam koşusu yapan birisi geliyor. Beni görünce zaten kendisi duruyor. 

Gerhard’la 30 dakika kadar muhabbet ettik.

Yolculuk uzun galiba?
Evet. Ankara’ya.
Vav. Zorlu bir tur.
Evet, ama Langenau’ya nasıl gidebilirim? Bu akşam Ulm’e ulaşmam lazım
Şu ormanı geçeceksin……..
Gerçekten turun başlangıcından bugüne insanlar yardım etmeye çalıştı.
Türk- Alman dostluğu hakkında ne düşünüyorsunuz? 
İyi olduğunu düşünüyorum
Türklerin uyum sorunu varmı elli yıl sonra?
Bence gayet uyumlular. Hatta benim gibi Schwäbisch konuşan Türkler bile var. Tabiki kendi aralarında yaşamadıkları zaman. Bu insandan insanada değişir. Ben şahsen birçok alman biliyorum, uzak duracağım ve muhatap olmak istemeyeceğim. Küresel ve modern bir cağda yaşıyoruz. İnsanlar istediği gibi yaşayabilir. İsteyen başörtüsü takar isteyen kısa giyinir.
Türk arkadaşların var mı?
Evet. Futbol oynuyoruz. Takım karışık olunca sorun yok ama Türkler karşı takımı kurunca sorun oluyor. Çok hırslı ve sert oynuyorlar:)
Gerhard, medyanın çoğu zaman olumsuz haber yaptığını söylüyor.

Türkiye’de başbakan Erdoğan’nın bütün gücü ele geçirdiğini yüzde 50’ile tekrar kazanmasının tartışıldığını söyledi. Hatta gazeteciler tutuklanmasının basın ve ifade özgürlüğüne baskı olduğunu fakat bunları medyadan takip ettiği için doğruluk payının olup olamacağını bilemediğinide ekledi.

Gerhard‘ Türkiye’de hiçbir gazatecinin ifade ve fikir özgürlüğünden değil, askeri darbe planlarına destek vermekten tutuklandıklarını, Almanya’da derin devletle gazetecilerin aynı ilişki içinde olması durumunda ne olacağını sordum?
Kabul edilemez, dedi.
Uzun muhabbeten sonra yola çıkma vakti geldi. Ormanı ve tepeleri aşarak gece 23:20  gibi Ulm’e ulaştım. Ulm’lu saygın işadamı Murtaza Hackalı bey, beni misafir edecek.

Yarın hedef Augsburg’dan Münih istikameti.


Yapılan km 127

Haber: Zaman Avrupa 29 Haziran 2011





29 Haziran 2011 Çarşamba

7. Gün: Pforzheim - Schwäbisch Gmünd

Sabah Levent Erdem’e kahvaltıya davetliydim. Gün boyunca harcayacağımdan fazla enerji aldım. Bugün hedefim Stutgart üzeri Ulm’e ulaşmayı planlıyorum. Fakat bisikletin zencirlerinden memnun değilim. Kendi kendine vites değiştirmeye başladı. İlk işim bisikletçi aramak oldu. Mr. Bike’den Samuel Hill bisikleti güzelce kontrol etti. Problemi giderdi. Ücret vermek istedim, gerek yok, “Türk- Alman dostluğuna katkı olsun. Yolunuz uzun. İyi yolculuklar” diyerek uğurladı. Kendisine teşekkür ettim. 

Pforzheim- Stutgart arası Enztalweg’den çok güzel bir yolculuk yapıyoruz.  Hiç araç yoluna çıkılmıyor. Sağda enz nehri solda üzüm bağları. Irmak boyunca tatlı bir yolculuk oluyor. Bietingheim. Bissingen’e ulaşınca Stuttgart’tan Ali Çelebi’den telefon geliyor.
„Baden- Wurttembeg  Uyum Bakanı Bilkay Öney ve T. C Stuttgart Başkonsolosu Türker Arı seni bekliyor“.

Hava sıcaklığı 33-34 u buluyor. Şu şişeleri yetmeyecek mi nedir? Hemen stoklamam lazım. Al işte ileride bir benzin istasyonu. Doğru istasyona. Bir daha durma imkanım olmayabilir, şurdan bir iki şişe daha alayım. Ludwigsburg üzerinden ZÜfenhausen’a oradan ilk durak Eyalert Uyum Bakanlığı.

Uyum Bakanı Bilkay Öney

Baden- Wurttemberg Uyum Bakanı „Dostluk sürüşünü“ ilk duyduğu andan itibaren destek verenlerden. Beni görünce“A İsmail bey siz çok yanmışsınız ya. Krem filan sürmediniz mi?“ sürdük ama 10 saat sürünce böyle oluyor.
Bilkay hanım: “Bisiklet turu çok önemli bir mesaj. Türk- Alman dostluğu ve iki toplum arasındaki kaynaşmaya önemli bir katkı sunuyorsunuz. Sizi tebrik ederim. Dikkatli gidin” dedi. Hatıra resimlerini unutmak yok. Ha şöyle Cumhurbaşkanı Wulff’unun resminin önünde olsun. Çek ali bey, şöyle bir de yandan çek.
Ha bu arada bisikleti bakanlık katına kadar çıkardık. Birde bisiklet ile çekmek lazım.
Bakan Bilkay hanıma zaman ayırıp Göçün 50. Yılı Dosltuk sürüşüne kapısını açtığı için teşekkür ediyorum. Uyum Bakanı olarak önemli bir mesaj verdi.


Başkonsolos Türker Arı

Sonraki durak başkonsolosluğumuz. Sayın Başkonsolos Türker Arı, kendi elleriyle bize kahve servisi yaptı. “Vatandaşa hizmet için burdayız“ şeklinde tebessüm ettiğimiz güzel anlar oldu. Medyadan çalışmasınızı yakından tanıdığımız Sayın Başkonsolosumuz ile değişik konularda ve Göçün 50. Yılı hakkında görüşme imkanımız oldu.
Bisiklet turunu çok beğendiklerini ve sıra dışı bir 50. Yıl aksiyonu olduğunu söyledi. „Bu yaptığınız çok mükemmel birşey. Türk gençlerine çok güzel örnek oldunuz. Türk ve alman toplumunada çok güzel dostluk mesajı verdiniz. Ya benim de bisiklete atlayıp gelesim geldi“ diyerek beni motive etti.
Kendisine tekrar nazik kabulü ve zaman ayırmaları için teşekkür ediyorum, dostluk yolculuğumuzun destek görmesi mesajımızın kamuoyu tarafından farkedildiğini gösteriyor.
Stuttgart Başkonsolosluğumuz binası önünde hatıra resimlerinden sonra Başkonsolosumuz  ve Muavinkonsolosumuz Tuna Atala iyi yolculuklar dilerikerinde bulundular ve ihtiyaç olduğu durumda heran arayabilirsiniz sözlerinden sonra vedalaştık.

Sanırım bugün Ulm’e ulaşmak zor olacak. Daha iPhone tedarik etmek gerekiyor. Diğer telefon ile internet bağlantısı zor oluyor. Birde facebook ve twitter mesajları için iyi bir telefon şart. Artık daha yakından ve daha hızlı iletişim kurabileceğiz. Stuttgart’tan çıkmak zor oluyor. Vatandaşlarımızın ilgisi ve hatıra resimlerinin ardından bu akşam planda olmayan şekilde Schwäbisch Gümünde’de konaklayorum.


Yapılan Toplam km:  987

6. Gün: Mannheim - Pforzheim

Günün sürprizi beni üniversite eğitimi için Almanya’ya davet eden sayın Kaaş ile buluşmam oldu. Beni görünce „çok güzel bir şey yapıyorsun, dostluk için pedal çevirmen 50. Yıl için yapılmış en güzel aksiyonlardan biri. Aksiyonun insani, toplumsal yönleri var. İki topluma güzel mesaj verip gençlere örnek oluyorsun. Sendeki azim ve kararlılığı görünce bu turu yapacağına fazlasıyla kanaat getirdim“ diyerek beni motive etti.


Kardeşim Yakup Çevik’in kahvaltı ikramından sonra Pforzheim istikamatine çıkarken ATV Avrupa Gündemi Programı’na canlı telefon bağlantısı yaptıktan sonra yola çıktım. Bu arada beni gören ve uzun yol gideceğimi anlayan bir Alman vatandaşı „nasıl dayanacaksın, kolay bir tür değil ben motorla o yolları aştım“ dedi. Bende „hazırlıklıyım. O yolları aşacağım. Beni takip edin“ diyerek internet adresini verdim. 


Mannheim şehir merkezi
 
Mannheim şehir merkezinden geçerken resim çektirmek için durunca yanıma yaklaşan bir vatandaşımız , „Yolun nereye?“ Türkiyeye. Yapmaya ya. Evet. Sırp’a uğrayacak mısın? Yok.
Deniz var mı? hayır karadan. Hırvat’tan mı geçeceksin? Evet. Bulgar’dan gitme tehklikeli.
Zaten uğramayacağım.Yunan’dan geçeceksin yani. Evet. Allah yolunu açık etsin. 

Bu sözlerden sonra Mannheim üniversitesi’nin ana binasının önünden geçerken resim çektimemek olmaz. Nede olsa bir zamanlar Tübingen’e geçmeden önce bu sıralarda kısada olsa oturduk.




Schwetzingen camii  

 
İnsanların şaşkın bakışları arasında Schwetzingen’e doğru yol aldık.  Bu şehirde Saray içinde çok güzel bir camii var. Fakat ibadete açık değil. 1600’lu yıllarda dönemin kralı Osmanlı Padişahı gelirde ziyaret eder diye jest olsun diye cami yaptırmış, gerçekten gidip görmeye değer.



Arıcı Konrad ile muhabbet

Bruhsa’da Kadir Boyacı beklediği için hızlı şekilde yola devam ederken Ketsch’te 300 m sonra „Orijinal Alman balı, doğrudan üreticiden “ tabelasını görünce „kesinlikle bunu tatmam lazım“diyerek şeftali ağaçlarının arasından küçük bir çiftlik kulübesinin önüne geldim. Zile uzun basın yazısının olduğu yerde uzunca zile basılı kaldım. „burdayım“ seslenişinin geldiği kapıya yöneldim. 75 yaşlarındaki Kondrad beni karşıladı. Aslen Macaristan’lıymış . 1944 yılından beri Almanya’da yaşıyormuş.

„Kendinizi Almanya’da nasıl hissediyorsunuz?“

„Bizi vaktinde çok dışladılar. Oysa bizde bu ülke için çalışıyoruz. Yunanlılar ve İtalyanlar gelince bizi unuttular. Şimdide Türkleri yabancı konumuna getirdiler. “

Kendizinizi Alman olarak hissediyor musunuz?

Bir ara olabilir mi? diye düşünsemde hep yabancı olduğum hatırlatıldı.

Daha sonra Konrad soy ağacını gösterdi.

„Babam Türk kökenli olabilir“ dedi. Gerçektende Konrad’ın babası Türk’e çok benziyor. Annesinin eskiden başörtüsü taktığı resmini gösterdi.

Kondrad’ın Türk müşterisi olup olmadığını sordum.

„Evet var. Türkler genelde tenekede bal istiyor. Bizde en fazla 500 gr kavonzlarda var. Ama bu yıl tenekede de satış yapacağız“.

Kondrad’tan 500 gr’lik çiçek balı alıp yola devam ediyoruz.


Klaus ve Annette ile 15 km beraber pedalladık
 
Formula 1 ile ünlü Höchenheim’i geçerken Klaus ve Annette ile 15 km beraber pedalladık.
Klaus emekli. „bundan 38 yıl önce çalıştığım firmaya ilk Türk işçi geldiğinde herkes merak ediyordu. İlk günkü gibi hatırlıyorum. Bİzde ki WC’ler  doğudaki gibi değil epey sorun olmuştu o arkadaş için“ diyerek hatırasını anlattı. Türkiye’ye eskiden çok gitmişler ama son yıllarda daha çok doğu Almanya’yı geziyorlarmış. „Yıllarca oralara gidemedik. Görecek çok yer var“dedi. Hanımı Anette’de „Türkler çok yardım sever ve iletişim kurmayı çok seviyorlar. Özellike alışveriş yaparken muhabbet ediyorlar. Onun için ihtiyaçlarını daha çok türk dükkanlarından yapıyorlar“

Klaus ve Anette’nin Türk komuşlarıda varmış. Birisinin dört diğerinin yedi çocuğu varmış. Anette Türklerin kendi kültürlerini korumalarının ve yaşatmalarının doğal olduğunu, kendisinin Türkiye’de yaşaması durumunda Alman kültürünü yaşatmak isteyeceğini ve bununda normal olduğunu söyledi.

Türk ve Alman yeni nesil göçün 50. Yılında birbirini anlayabiliyor mu?

Anette: “Tabiki. Bizim dönemimizde sınıfımızda hiç yabancı yoktu ama benim kızım Türk çocuklarla aynı sınıfta okudu. Gelecek nesil birbirlerini daha iyi anlayacaktır”.

Yolculumuz boyunca Klaus ve Anette ile çok güzel muhabbet ettik. Dünyanın en güzel kuşkonmazlarının Schwetzingen ve çevresinden yetiştiğini öğrendim. Waghausel’de vedalaşarak Bruchsal’a doğru yol aldık.

Kadir Boyacı’yı bekletmek olmaz.  Tren istasyonunun önünde buluşuyoruz.  Hedef Pforzheim. 


Bruchsak gençliği yalnız bırakmadı

Korna sesleriyle ne olduğunu anlamaya çalışırken aracın penceresinden „Abi yolculuk  nereye?“  oradan birisi „ben televizyonda gördüm. Türkiye’ye gidiyor“ dedi.

„Abi helal olsun ya. Mükemmel birşey yaptın. Gurur duyuyoruz seninle.“

Gencler hayat nasıl?

Çok iyi değil.

Almanya nasıl gençler?

Abi Türkiye bir başka ya. Özlüyoruz.

Abi seni takip edeceğiz.

Sağolun gençler, sizler daha iyisini yaparsınız umarım.
 

Kadir Boyacı ile yollara düşüyoruz

Hatıra resminden sonra Kadir Boyacı ile yollara düşüyoruz. Bretten’e kadar sorun yok ama Bretten Pforzheim arası bir tepelik ve ormanlık. Kadir Boyacı için bisiklet sürmek çileye dönüşmek üzere.



Zaman ilerlerdikçe hava karardı ama yollar bitmedi.

Günün sonunda Kadir Boyacı „İsmail seni tebrik ediyorum. Kolay birşey değilmiş.“ Arkadaşlar bisiklet sürmek, dağları tepeleri aşmak güzel ama –„hadi ben bisikleti alayım yollara düşeyim“ değil. Şehir içinde sorun yok ama uzun yol kullanacaksanız muhakkak ön hazırlık ve kondisyon şart.

Akşam 23:10 gibi Pforzheim’e Fatih Aygün’e misafir oluyoruz. İyi bir akşam yemeğini hak ettik.

28 Haziran 2011 Salı

5. gün: Offenbach - Mannheim

„Dünyanin en güzel iki bayrağını taşıyorsun“

Gravenbruch sakinkerinden ve yolculuğumuzun en heyecanlı takipcilerinden Ali Altun beyin sabah kahvaltısı davetine katıldım. Yolculuk öncesi güzel bir kahvaltı ve muhabbet için Gravenbruchlulara teşekkür ediyorum. Gravenbruch’tan yolculuğa kısmi eşlik edeceklerin oldugunu duyunca „tamam dedim, aksiyon halka yayiliyor. Gerci genc takipcilerimin oldugunu biliyorum. Hergün kac km gitmişim,neler yapmışım „ yatmadan önce tekrar siteye bakan, sabah kalinca hemen bilgisayarin basina gecen genç arkadaşların olması güzel fakat Ali Altun bey, „Artik çocuklarda baba ben teyzeme bisikletle gidebilirmiyim diyor ama teyze 500 km ötede nasil olacak bu iş?“ diye soruyor. Çocuklar ve gençler arasında dostluk sürüşünün ilgi görmesi mesajımızın gençlere ulaştıgını gösteriyor.
Kahvalti sonrasi Şahin Koç ve Alperen Altun 12- 14 km eşlik ettiler. Baska yerlerden eşlik edeceklere kapımız açık, Ulm’de de dostluk sürüşümüze kısmi katılımlar olacak.

Darmstadt istikametini ararken yolu sorduğumuz bize „Türk müsünüz ?“ diyerek Türkçe cevap veren birisi „Darmstadt burdan epey uzak“ demeye getirince „ben Türkiye’ye gidiyorum“ dedim. Gerçekten mi? evet gerçekten.
Hemen yanindaki Alman kiz ardakaşına seslenerek ve birazda gururlanarak „Bak bisiklet ile Türkiye’ye gidiyor“ dedi. Aslinda şunu demek istiyordu „sadece Almanlar değil bak bizdende birileri bunu yapabiliyor".
Tamamda terleyen benim be kardeşim. Sen havanı attın gittin. Yolculuğu siteden takip edeceğini söyledi. Hadi bu kadarını bari yap.

Türk ve Alman bayrağının yan yana dostluk icin dalgalanması insanların dikkatini cekiyor. Bencede iki ülkenin dostluğunun çok derin kökleri var. Her nekadar medya zaman zaman olmsuz habeler yapsada Almanlar ile Türkler birbirlerine çok yakınlar.
Bu yakınlığın en belirgin örneklerinden birisini bugün yaşadık. Neu-Isenburg a dorgu giderken kırmızı ışıktayken kaldırıma yanaşmaya çalışan bir aractan inen ve tahminen balkan ülkelerinden birisinden gelen birisi „Dünyanin en güzel iki bayrağını taşıyorsun“ sözleri bunu göstermiyor mu?

R8 bisiklet yolunu bulduk hedef Mannheim. Langen, Darmstadt derken yağmur başladı. Bügün ıslanmak yok diyerek hemen yağmurluğu çektim üstüme .5 dakika sonra güneş, çıkar yağmurluğu 1 km bir daha yağmur bir daha giy. Bunu bircok defa tekrarladım. İnşaallah bu gidişle grip olmam.Langen, Darmstadt,Heppenheim, Viernheim üzerindenden Mannheim’a kadar R8 bisiklet yolunu takip ettim.Erfurt- Fulda arasını düşününce bugün otobandan gidiyormuşum gibi geldi. Dümdüz ve rahat.

Sadece Heppenheim çıkışında Mannheim- Käfertal yoluna nasıl gireceğim diye düşünürken karşımdan pos bıyıklı bir bisikletçi geldi.
Baktım hızlıca geçecek „Mannheim Mannheim“ diye seslendim. Ses verdi ayak üstü muhabbet bile ettik. 
İsmi Blank’mış. Fransa ve Almanya hattında 1400 km tur yapmiş. Fakat senin kadar uzak hiç gitmeyi hedeflemedim, iyi iş yapiyorsun evlat demeye getirdi. Türk-Alman dostluğu için gittiğimi duyunca çok hoşuna gitti.
Bana Heppenheim hatırası olarak birşeyler vermek için çok cırpındı. Çantasına baktı, ceplerini karıştırdı ama birşey çıkmadı. Resim cektirmeye karar verdik. Blank Türk bayrağı ile bende Alman bayrağı ile o anı dondurduk. Kendi cep telefonuylada benim resmimi çekti. Benim icin günün en güzel sürprizi oldu diyerek vedalaştı. Türk’ün böyle bir aksiyon yapması Almanlarıda son derece etkiliyor.

Saat 20:30 gibi mannheim’e ulaştım.
Yapılan km 106,74
Tüketilen su 3,5 lite

Video - 1. ve 2. Gün

27 Haziran 2011 Pazartesi

Haber: Frankfurter Rundschau



Radler legt Pause ein
Der Offenbacher Journalist Ismail Çevik hat auf seiner Radtour von Berlin nach Ankara am Freitag in Offenbach eine eintägige Pause eingelegt. Das Rad müsse in die Werkstatt, zudem müsse er sein Gepäck aussortieren, 35 Kilo seien zu viel. Bisher hat er gute Erfahrungen gesammelt. Eine Familie lud ihn bei Erfurt zum Übernachten ein, der Offenbacher Vonco Wodenski begleitete ihn von Erfurt nach Offenbach. Wer mitradeln will: Telefon 0177/2498745 und www.radelnfuerfreundschaft.de. ran
25.06.2011