24 Haziran 2011 Cuma

4. Gün: Eisenach - Frankfurt/Offenbach am Main

Sabah saat 10:00’da Eisenach merkezinde önceden anlaştığımız Vanco ile buluştuk. Adam ilginç, sırf benimle pedallamak için sabah saat 06:00’da trene atlayıp taa Eisenach’lara geldi.
Frankfurter Rundschau’da haberi okuyunca beni aramıştı.
Muhabbetten sonra „bugün Frankfurt’ta ulaşırız“ deyince yok ya. Eisenach- Frankfurt 200 km fazla.
Nasıl olacak bu iş. Vanco’nun kondisyonu iyi. Şehir maratonlarına filan katılıyormuş.
Hatıra resminden sonra  yol cıktık. Hedef öncelikle Fulda.
Bisiklet yolu olduğu için rahat gidiyoruz fakat Erfurt- Fulda arasında ki tepeler hem de % 12 yada % 8’lik 35 kilo yükle nasıl çıktığımı ben bilirim.
Tabi Vanco’nun bir yükü yok. Yardım olsun diye benden çadırı ve hasırı aldı. Bir ara yolu kaybettik köyün içinde dolaşmaya başladık. Berlin- Mainz istikametinde giden başka bir bisikletliyle karsılaştık. Aynı yöne gidiyormuşuz. O da yolunu şaşırmış. Kendisi iki haftalık bir tur planlamış. Sigorta şirketinde çalışıyormuş. İyi para kazanıyor musun diye sorunda beni fazlasıyla idare ediyor dedi.
Bende projeden bahsettim. Birkaç km beraber pedalladiktan sonra bizim hızımıza yetişemedi, geride kaldı. Almanya’nın doğu ve batı sinirinin tabelasının olduğu yerden geçerken hatıra resmi çekildik.
Yağmur altında Fulda’ya girdik. Vanco bana: „35 kilo yükle o tepeleri nasıl çıktın beklemiyordum. Türkiye’ye rahat gidersin“ dedi.
Daha önceden kondisyonlu olduğumu zorlansam da sorun olmadığını söyledim.
Yemek için uygun bir yer aradık. Doğru dönerciye.  Ben ton balıklı pizza tercih ettim, arkadaş döner yedi.

Fulda’da gençlerin ilgisi
Schlüchtern’e doğru pedallarken yoldan araçla gecen gençler korna çalip camdan „Seni haberde görmüştük“ diyerek el salladı.
Yanımdan geçen bir ailenin çocuğu ‘A annne Türkmüş, Türkmüş bak Türk bayrağı var“  sözleri yağmurda ıslansak ta beni kuruttu. Türk’ün böyle bir şeyi yapması ve insanların hoşuna gitmesi güzel bir duygu. Tabiî ki babam ve annem hala benim akılli bir iş yapmadığımı söylüyor.
Akşam hava kararmaya başlayınca iyice de yorulduk bana kalsa yolda konaklardım ama Vanco yok illa saat „22:00’da Hanau’da 23:00’da en geç Frankfurt- Offenbach’ta oluruz“ diye ısrarla pedallıyor. Git git bitmiyor. 
Gelinhausen diye bir kasabada bisiklet yolunu bulamadığımız için benzin istasyonundan bir Alman  6 km yolda hem bizim için yolu ışıklandırdı hem de bisiklet yoluna kadar eşlik etti. Vanco „İyi birisiymiş, gecenin bu saatinde kimse yapmazdı“ dedi. Bende Almanların genelde yardımsever olduğunu söyledim.
Gece saat 00:30’da Hanau’ya geldik. 01:05’te Offenbach’a. Vanco ile vedalaştık, o olmasaydı sanırım yarı yolda konaklamıştık. Teşekkür ettim.
Yorgunluktan ayakta duracak hal kalmadı. 35 kilo yükle 216 km yapmak? Bunu tekrar dener miyim bilmiyorum.
Offenbach’ta bir gün mola. Bisikletin kısa bakıma gitmesi ve bazı işlerimin halledilmesi için yarın yola devam ediyorum. Hedef önce Mannheim, sonra Pforzheim ve Pazartesi Ulm’e ulaşmayı hedefliyorum.
Yollar düz olduğu için bunun zor olmayacağını düşünüyorum.

Yapılan km: 216
Tüketilen su miktarı: 5 litre
Yemekler: ton balıklı pizza, Çikolota, fındık ezmesi

Berlin - Frankfurt/ Offenbach arası toplam km: 624,84 

3. Gün: Naumburg - Eisenach

Fırtınalı bir gün 
Sabahtan itibaren fotoğraf makinesini baktırmak için dükkan aradım. Resim ve video kaydı olmazsa km’ler boşa gitmiş olacak. Merak etmeyin yeni resimler ve görüntüler sayfamızda yayınlanmaya başladı. İki gündür internet bağlantısı yapamıyorum.
Küçük yerleşim yerinde fotoğrafçı buldum, içeri daldım.  Genç bir Alman valla elinden geleni yaptı. Kartı formatladı, ayarları karıştırdı. Bir çözüm bulamadı epey zaman kaybımda oldu.  Dedim kardeş en iyisi sen bana yeni bir kart ver.  Durun biraz daha uğraşayım dedi. Güzel bir davranış değil mi. Adamın derdi kart satıp  para kazanmak değil, önce yardım etmek. Almanlar bu açıdan gerçekten örnek bir millet. Ayrıca şu ana kadar kime bir şey sorduysam ellerinden geldiği kadar yardım ettiler. Güvenlik sorunu da yaşamadım.
Kartı almaktan başka çare kalmadı. 29 Euro’ya 8 gb’lik bir kart aldım. Yol üstünde bisikletçiden de söyle bir bisiklete bakmasını rica ettim. Bir şey gözükmüyor dedi.
Naumburg’dan  Eisenach’a doğru yol alırken aman Allah’ım ağaçları deviren bir fırtınaya yakalandık. Yağmur hafif yağmaya başlayınca havada basık bir karanlık vardı. Fırtına öncesi sessizlik . Hem öğle balığımı yemek hem de olası bir yağmura yakalanmamak için durdum.  Görüntülerde gördüğünüz gibi şiddetli bir hava akımı oldu.
Önce kart sonra yağmur buğun ilerlemek zor oldu. Birde Thüringen ormanı ve tepeleri var ya Bosna ve Yunanistan dağlarının ön antremanı oldu resmen. İn çık, in çık, hız km 5-6 kadar düştü.  Yürüsem ondan daha iyiydi ama 35 kilo yükü elle çekmek pedallamaktan daha zor.
Buğun  6 litreye yakın su içtim. Allah’tan köylerden geçerken su takviyesi yapmak zor olmadı. O tepeler var ya resmen beni bunaltı. 
Dostluk için tepede aşarız, ormanda geçeriz.  Eisenach’a ulaştım. Şöyle o yağmur ve rüzgardan sonra canim öyle bir sıcak çay istedi ki.Mc Donaltd’sı görünce bisikleti sağa çektim. İki fish fillet, bir büyük porsiyon patates kızartması, bir büyük bardak fanta arkasından sıcak bir çay. Oh be günün yorgunluğunu aldı.
Hava çok rüzgarlı ve zaman zaman yağmurda atıyor, bu akşamçadırda kalmak uygun değil. Aşırı yorgunlukta var. Şimdi kim kuracak. Uygun bir pansiyon aramak gerekiyor.
Doğu Almanya’da kiralar ve işçilik çok ucuz olduğu için konaklamada ucuz. 15- 18 euro’dan geceliği yer bulmak kolay.  18+5 (kahvaltıyla) 23 euro’ya anlaştık.  Bisikleti de garaja çektim.
Yorucu bir günün ardından sıcak bir duş iyi gelir. Yarın benimle Alman gazetesinin yaptığı röportajı okuyan bir kişi Frankfurt’tan Eisenach’a birlikte pedallaşmak için geliyor. 3 gün eşlik edecek.
Ayrıca Şuan Hırvatistan’da olan Hannah ve Friedrich’ta bisikletle  gezerek Türkiye’ye gidiyor. Makedonya’da veya Yunanistan’da buluşacağız. Birkaç yüz km beraber pedallayacağız.

Yolda imkanım oldukça telefona kulaklıkla bakmaya çalışıyorum. İki gün once STV Avrupa Haber telefonla bağlandım. Bugünde  Atv’den aradılar. Pazar günü Avrupa Gündem programına canlı bağlanacağım ayrıca yarın saat 17:00’da tr saatiyle TRT Türkiye’nin Sesi radyosunda canlı bir telefon söyleşimiz olacak. Göçün 50. Yılı’nın kamuoyunun güdenine girmesi ve da Türk- Alman dostluğuna katkıya olan ilgi beni daha da motive ediyor.

2. Gün: Raben - Naumburg

Dün Berlin’den vatandaşların ilgisinden dolayı geç çıkınca hedefim bugün arayı kapatmaktı. Transit bir şehri geçmekte olmaz, yazdıklarımızı resim ve video görüntüleriyle desteklemek gerekir.Kaldığım yer konforlu değildi ama rahat bir gece geçirdim. Sabah 9.30 kadar kahvaltı yapılabiliyordu. Erken giden yol alır, uyumanın vakti değil.

Kahvaltıda 1 tabak müsli+peynir+reçel+ margarin ve capucino vardı. Hazırlıkları bitirip yola çıkmak üzereyken  yaşı  60. 65 civarında bir alman Türk müsünüz, benimde Türk iş arkadaşlarım vardı ama onlar hiç bisiklet ile görmedim dedi. Adam yaşına rağmen bisikletiyle 1 aydır yollardaymış. Vay be. Benim dedem o yaşta değnekle geziyordu.
Danimarka sınırından başlamış, Almanya’yı geziyor. Bir gün dinleniyor bir gün pedallıyor.  İrlanda, İzlanda bir sürü ülke saydı oralarda da pedallamış. Genç adam diyerek bana bir sürü nasihatte bulundu, şuna dikkat et buna dikkat et. Şöyle birde lastikleri filan kontrol etti. Bochum tarafında yaşıyormuş, hatıra resmi çektirdik.Ankara’ya gideceğim duyan başka bir ailede büyük iş, sizi takip edebileceğimiz  internet sitesi var mı diye sordu, adresi verdım yola koyuldum
Lutherdtadt Wittenberg’de gelmeden küçük bir köyde Sefa’s döneri görünce durdum . İçeri dalınca dükkan sahibi : bitte schön- buyurun dedi yok abi Türküm, bir selam vereyim dedim nereye böyle
Ankara’ya hele şöyle otur bir soluklan bir çayımı içmeden gitme Abi valla vaktim yok dediysem de olmaz valla bırakmam dedi, Sefa abi, Ankaralıymış, Cumhurbaşkanımız Gül’e bol selam söyle dedi.
Çayımızı içtik fakat abi illa bir şeyler ye, olmadı yanına paket yapayım yolda yersin Israrlara rağmen almadım, zaten 35 kilo yük var nereye koyalım Köydeki tek dönerci, önceleri alkol satmadığı için Müşterileri kızmış ama zamanla alışmışlar.

Lutgerstadt Wittenberg’den aşağı sallandım, birde ne göreyim iki bayan otostopla seyahat ediyor.Türk bayrağını görünce el sallamaya „merhaba nereden nereye“ diye İngilizce sordular, bende asıl siz nereden nereye kız halinizle diye cevap verdim İsveç’ten çıkmışlar,  otostopla Prag’a gidiyorlar. Korkmuyor musunuz sizin için tehlikeli değil mi? Yanlarında biber spreyi varmış ona  güveniyorlar. Ya kardeşim biber spreyini ya çantadan çıkaramazsan ne olacak?


Leipzig’e yakın Jörg’le tanıştım. 1400 km yol yapmış bisiklet ile, şimdi eve dönüyorum dedi. Benim Ankara’ya Türk- Alman dostluğu için gittiğimi duyunca sevindi. Hiç Türk’e rastlamamıştım bu zamana kadar  cevabı kaşsısında zamanla artacaktır diye teselli oldum.
Jörg özel bisiklet yol haritasını bana Verdi. „nasıl olsa geri dönüyorum bu yıl artik ihtiyaç olmaz. Herhangi bir para da istemez“ .
Teşekkür ettim. Jörg’ün bir arkadaşı kanserden ölmüş. Ölmeden de eşyalarını kime miras bırakacağını açıklamış. Bisiklet Jörg’e düşmüş. Ölmeseydi beraber pedallayacaktık ama üzücü işte,
e-Mailleri değiştikten sonra Jörg’e Türkiye’ye selam gönderdi, Almanya Türkiye ilişkilerinin önemli olduğunu bu küçük katkımdan dolayı mutlu olduğunu söyledi.
Bugün performansım fena değil. Türk- Alman bayraklarıyla ıhlamur ağaçları altından yolculuk çok tatlıydı. Bir ara bisiklet yolundan tali yola çıkınca tırlar çok memnun olmadı. Karşıdan araç gelince bazı tırlar benim arkamda yavaş yavaş ilerlemek zorunda kalınca bende bazen yol kenarına çekip  yol verdim

Bayan Geiper teyze tam bir Anadolu kadını gibi
Yol alırken akşam oldu. Aslında çadırda kalmayı planlıyordum, yoldan geçerken uygun tenha bir yer bulur muyum diye bakındım. Saat 22:00 gibiydi.Bu kadar geç vakte kadar pedallamam gerekiyor. Ama hedefe ulaşmayınca baştım pedala. Uygun tenha bir yerde bulurum diye bakınınca kaldırımda 65 yaşlarında bir bayan görünce teyzeceyim kalacak bir yer arıyorum, sizin bahçeye çadır kursam olur mu?
Önce şaşkın bir bakış, sonra bizde kalabilirsiniz dedi. Bir küp altın bulsam sevinir miydim bilmiyorum. 149,7 km yaptıktan sonra. Kurt gibi de açım. Allah’tan ton balığı stokum iyi. Kadın demesin mi siz şimdi açsınızdır. Ah be teyzem Allah mi sordurdu. Ver elini öpeyim.
Valla hani bahçede yetiştirdiğiniz biberlerden varsa birde domates eh yanında bir dilimde peynir olsa hayır demem.
Geiper’e sonra size anne diyebilir miyim? Diye sordum.  Olur deyince artik Geiper anne oldu. Düşümü aldım. Dışarıya çıkınca elinde tepsi söylediklerimin yanına ikide yumurta kırmış
Öyle bir tatlı geldi ki. Sabahta kahvaltıyı kaçta yaparsınız demesin mi? acaba beni evlatlık alırlar mi diye düşündüm. Abi köylü Almanya’da da milletin efendisi. İnsanlık ölmemiş. Sabah 08:30’da kahvaltı için bahçeye cıktım. Menü:
1 bardak portakal suyu
İki dilim peynir, iki dilim margarin, bal ve rafada baharatlı yumurta, iki dilim salatalık ve yine iki dilim domates+ kahve.
Kahvaltıdan sonra bay Geiper’ide gördüm. Antalya’ya çok gitmişler, Antalyalı olmanın avantıjını burada kullanmış olduk.
Onları Antalya’ya davet ettim. Muhakkak misafir etmek istiyorum. Telefon numaralarını değiştik.Hatıra resmi çekindik ama maalesef fotoğraf makinesi problem çıkardı. Bir türlü kayıt etmedi. Tekrar tekrar dene. Günün en kötü anıydı. Vedalaşarak ayrıldık.
Yaklaşık 3 km sonra karşımdan korna çalarak ve içinden birisinin  el sallayarak geldiği bir aracı görünce Allah Allah doğu Almanya’dan gecen bit Türk sanırım, diye durdum. Ne olsa beklersiniz?
Geiper annenin evinde yemek yapmak için yanımda taşıdığım zeytin yağımı, ve bir tşörtümü unutmuşum. Onu bana ulaştırmak için farklı yönlerden gidebileceğimi düşünerek  gezmişler.
Karşılaşınca çok sevindiler. Teşekkürler bay ve bayan Geiper, Türk- Alman dostluğunun canlı bir örneğini yaşadık. Sizi tekrar ziyaret etmeyi umuyorum

Doğu Almanya’da „döner“  elden gidiyor
Bildiğiniz gibi Döner bizim önemli bir tüketim markamız. Onun için dönere ayrı bir başlık açma gereği hissettim. Bütün dünya döneri Türk mali olarak bilir. (!yada bilmesi gerekir) Beyler siz  uyurken doğu Almanya’da döner elden gidiyor.! Hem adres sormak hemde merhaba demek için bir dönerciye uğradım ama Hindistanlı çıktı. Dedim ne iş müdür? Hindistan nere döner nere? Almanca çok bilmiyor bir şeyler anlatmaya çalıştı. İyi bunu görmemiş olayım dedimJ
Leipzig’i geçince bir dönerci  daha gördüm adam kocaman döner yazmış ama kendisi küçücük. Şimdi sıkı durum. Dükkan sahibi Çinli. Yuh be, tamam atamız ötemiz oralı ama bu kadarı da ayıp yani. Şimdi ben kalksam fare, akrep kızartıp satsam olur mu?
Komşu da dönerci açmış. Kasaba ve küçük şehirlerden geçerken gözüm yol kenarlarına takılıyor, bir bakıyorum Yunanlı döner satıyor. Hadi komşuluk hatırına bir şey demeyelim ama lokum ve helvada olduğu gibi sonra patent almaya kalmayın.
Naumburg sehrinde de Side döner diye bir dükkanı görünce bende Manavgatlıyım ya, oh bir hemşeri bulduk dedim.
Bisikleti durdurup içeri girdim. Adam Türkçe bilmiyorum demeye çalıştı Almanca olarak. Ama kardeş Side döner demişsin, bende Manavgatlıyım. Nasıl olacak bu iş. Orijinalini görünce dersin tabiî ki ben Türkiyeli değilim, Türkçe biliyorum. Nerelisin  soruma Azeriyim dedi. Ama başka bir soruma cevap vermedi. Bende Azerilerde Türk deyip yoluma devam ettim.
Buradan batı ve kuzey Almanya’da belki kit kanaat yasamak zorunda olan yada devletin yardımıyla geçinen, aile durumuna müsait olan vatandaşlarımız doğu Almanya’nın çok güzel şehirleri var. Gelin orada döner dükkanı açın. Hem siz kazanın hem de bizim markamız bizde kalsın. Elin Hindusu, Çinlisi, Yunanlısı nasıl gelip açıyorsa kardeşim sizde gelin. Dönere bu kadar.

Yapılan km: 149,7

23 Haziran 2011 Perşembe

Türkiye saati 17:05-18:00 arası TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu ile Canlı Telefon Bağlantısı



Yapım Yılı: 2011
Süre: 55'
Sunucular: Dilek Beyhan Günalp
Program Ekibi: Feray UZ, Kadriye Savaşkan, Gökhan Akkaya
Yayın Saatleri: 17:05:00 - 01:05:00 - 



Türk-Alman dostluğu için ter döküyor.
Almanya'da Zaman gazetesi için çalışan Türk gazeteci İsmail Çevik, Türkiye'den Almanya'ya iş göçünün 50. yılı vesilesi ile Türk-Alman dostluğuna katkıda bulunmak için Berlin'deki Cumhurbaşkanlığı konutu olan Bellevue Sarayı'nın önünden Ankara'daki Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne gitmek üzere pazartesi günü yola çıktı. Çevik ile bu turun amacı rotası ve yolüstü izlenimleri üstüne söyleşi…
İsmail ÇEVİK – Zaman / Almanya. TELE – CANLI


Kaynak: TRT-TSR  


21 Haziran 2011 Salı

Beklenen gün geldi ve iste dostluk turu basliyor

1. Gün Berlin- Raben

Sabah 8:00’da berlin’deyim. Basin mensuplarina saat 10:30’da turu baslatacagimizi duyurmustuk. Hava biraz degil haziran ayina göre epey soguk.üzerime kalin birseyler almak zorunda kaldim, bir taraftdan da yagmur yagmasin diye dua ediyorum. Almanya ile Türkiye arasindaki ve Almanlarla türkler arasindaki dostluk icin yagmur rahmet olurdu ama medya pek yagmurlu havalari sevmez. Bir kac defa cumhurbaskanligi sarayi önünde turladim. Sonra kahvalti icin uygun bir yer bulunca bisikleti kenera cektim. Cantadan peksimet ve bal cikartipüstünede soguk su ictim. Havada sogudukca sogudu. En iyisi gidip sicak birseyler icmek gerekiyor. 35 kilo yük ile sicak bir kahve aradim. Ilk gördüdüm yere girdim. Icim isindi ya. Allah’tan havalar bulusma saarine yakin isindi.  Saatte yavas yavas yaklasiyor, bisikletin arkasina Türk ve Alman bayraklarinida astim. O birisi el salliyor, bunlar TRT’den, derken Anadolu Ajansi, DHA, Hürriyet,ZAMAN, Samanyolu, Ebru Tv, Sabah, cadde gazatesi, ha-ber.com sitesi, etrafim birden gazateci ve televizyoncu kaynadi. „Abi süper birsey yaptigin, gercekten anlamli bir mesaj, korkmuyormusun“ gibi kisa muhabeten sonra geldi basin aciklamasi kismina,
öncelikle hedefim Göcün 50. Yili’nin gündeme gelmesi ve ilk neslin hatirlanmasi aslindasöylencek cok sey var; 50 yilda kendi kimligi ve nesli bu kadar yabancilasmis ve ikilem yasayan bir türk toplumu ile karsi karsiyayiz. Anadil sorunu hat safad vs.v,s bunlarinda gündeme gelmesini isterdim ama mesajimiz dostluk.

Ikincisi Türk- Alman dostluguna katki, kardesim ne yapayim benim elimden bu geliyor. Bakin bisikletin ardinda her iki bayrak ne guzelde dalgalaniyor.

Ücüncüsü almanya’daki türk genclerinin cesaretlendirilmesi. Bunu kismen bu tur ile basardigimi düsünüyorum.

Cünkü keske bende gelebilseydim diyen genclerin sayisinin arttigini görüyoru.

Mesajlar verildi, görüntüler alindi, resimler cekildi. Veda vakti geldi. Ya Allah bismillah deyim yola ciktim. 

Hedef Ankara

Türkiye’nin tanitimina büyük katki

Türk-Alman bayraklariyla caddeden ilerliyorum. Buraya kadar gelmisken Alman Meclisi’ni ziyaret edip resim cekilmeden olmaz. Yollardan insanlar saskin gözlerle bana bakiyor. Aslinda alisik olduklari birsey bisikletli seyyahlar görmek. Kamp malzemelerini alirken almanlarin cocuklariyla kimisi yürüyüs, kimisi kamp, kimisi bot malzemelerini secerken gördüm. Demekki bunlar bizim icin siradisi olan seysleri kücükken siradan yapiyor.
Saskin olmalarinin nedeni ise türk- alman bayrakli bir bisikletlinin seyyah olarak gecmesi. Almanin türk bayragi ile dolasmasi görülen birsey olmadigi icin bu olsa olsa türktür diye düsünüyorlar. Kardesim biz sizide seviyoruz.  Meclisin önünde üc kisilik alman bir aile „hayirdir nereye“ diye sordu. „Ankara Ankara“ oo dediler. Nasil gideceksin? 35 gün hesap ediyorum ama önemlisi türk- alman dostlugu icin gidiyorum.
Belki seni televizyonda görürüz dediler, belki diyerek resim cekiminden sonra bana iyi dileklerde bulundular. Sunu söylesem abartmis olmam sokakta yürüyen her iki kisiden birisi muhakkak bana bakiyor kafa salliyor, el salliyor. Dostlugun yaninda Türkiye’nin tanitimina katki verdigimicin mutluyum. 

Yavas yavas türklerin cougunlukta yasadigi berlin kreuzberg’e geliyorum. Insanlar „a türkmüs“  diye tepki veriyor.

„hayraloa hemserim nireye“ ankara deyincede kafa bulma bizimle diyorlar. Sonra Göcün 50. Yili icin dostluk mesaji veriyorum sözünden sonta tebrik edenlerin, türkiyeye ve devlet yetkillilerine selam gönderenlerin sayisi artiyor. Bu gisiler kreuzberg’den cikamayacak gibiyim.

Yasli birinci nesil oldugunu düsündügüm vatandaslarimizla durup konusuyorum. Bizim insanimiz iste, “Allah razi olsun oglum, Allah yolunu acik etsin,kazasiz belasiz gidersin ” . ya baska hangi millet böyle tanimasada ilk gördügü insani böyle bagrina basip samimi dua eder.Anadolu insani dediginizi duyar gibiyim.
Vakitte iyice ilerliyor daha bugun almam gereken yol var. yolda durduran insanlarla konusurken turkcell Europe satan bir dükkanin yanindan geciyorum. Once benim ana sponsorum turkcell Europe oldugu ve kiyafetin ortasinda kocaman logo durdugu icin beni turkcell’den sandi. Dükkan sahibi nasil disari firladi, yok abi dostluk sürüsü filan derken “Abi turkcell Europe bizi gururlandiriyor Alman müsterilerimizin ilgiside guzel hem bak onlarda 50. Yilda buradaki topluma bir marka hediye etiler” diyor. Hatira resmi cekilip ayriliyoruz. Kruezberg'den Berlin’nin en guzel mekanlarindan birisine ugrayip Potsdam üzerinden Bitterfeld’de ulasmam gerekiyor.

Sehitlik  Camii’den beni  Ismail Yilmaz ve Yusuf Yilmaz (Adanali), Tuncay Kirman (Samsun)Keram Parlak (Iskenderun) ve Hizir Ketenci (Rize karsilari). Hemen cay servisi yapildi. Yorulmussundur söyle otur bir dinlen. Türkiye’ye ve dostluk icin gittigimi söyleyince „cok guzel birsey yaptigin. Insallah sorunsuz gidersin“ duasini aldik.

Yagmurda baslayinca biraz dinmesi icin bekledim. Sonra vedalastik arkamdan bir kova su döktüler. Video görüntülerini aldik yakinda burada paylasacagiz. Sagolsunlar yolda ihtiyacim oldur diye azik bile kattilar. Yük 35 kilo ama olsun onuda tasiriz.

Simdi potsdam yolunu bulmam lazim. Epeyde geciktim. Biran önce yol almam lazim. Allah’dan hava guzellesti.
Türkler korna sesleriyle selam veriyor. Sasiranlar var. Ilgi ve mesajin Berlin bölümünde hedefine ulastigini düsünüyorum. Potsdam dogru yol alirken Antalya Side’de tatil yapmis alman ciftle karsilasiyorum, Wannsee diye guzel bir gölün yanindan gecerken ayak üstü konustuk. Hayat sürprizlerle dolu belki birgun tekrar karsilasiriz temennisiyle vedalastik. Dogu Almanya kisminda asiri sag ve yabanci düsmanligi haberleri acikca  bende endise olusturmustu ama sanirim bu yine medyainin abartmasi. Bugun insanlar hem yardimsever ve iyilik yanlisi davrandi.

Bisiklet yollari guzel birkac rampa var ama zorlamiyor. Saat 21:15.  Normalde 20:00'da pedallamayi birakip geceleyecek ve cadir kuracak bir kamp yeri bulmam gerekiyordu. Fakat Berlin Kreuzberg’den cikamadim ki! Ne yapayim. Raben diye bir yere geldin. Etrafa bakiniyorum cadir atacak özel bir kamp yeri yok. Iki secenek var. Ya kasabanin disinda bir yerde kalacagim yada ucuz yollu bir pansiyon türü bir yer. Gecte oldugu ve yer aramak icin ugrasmamak icin ikincisini tercih ediyorum. Kücük bir jugendherberge tarzi bir yer buluyorum. Pahali degil. Tek oda. Konfor yok ama olsun. Zaten bir kac saat dinlenip yarin uzun bir yolculuk beni bekliyor.

Bu arada dikkatimi ceken birsey daha oldu. Arkada türk bayragi olmasina ve almanca konusmama ragmen almanlarin bircogu ingilizce cevap veriyor. Türklerde tam tersin bazilari türkce konusuyorum almanca cevap vermeye calisiyor. Hop abi türküz ya demek zorunda kaliyorum. Sanirim bu yolculuk bu bayrak ve tam tezhizatla daha bircok ön yargilarin kismende olsa yikilmasina ve türklerinde bu sekilde aktivite yapabileceklerini gösterecek.

YOL HAKKINDA

Yapilan km 89

Yük agirligi yaklasik 35

Tüketilen su: 4,5 litre

Kalori bilinmiyor.

Toplam bisiklet kullanma süresi  6 saat 22 dakika

Hedeflenen km 154’tü 

18.06.2011 - Büyük güne yolculuk

Son gunler oldukca hareketli ve heyacanli gecti. Sürprizlerde vardi. Sanirim bundan sonra daha guzel seyler olacak. Hafta sonu hazirliklar gecirdim. Kamp  malzemeleri, saglik seti, kiyafetleri toparla derken zamani yetistiremedim. Saglik sigortasinida unutmamam gerekiyor. Dogru almanlarin gururu adac’a gittim. Salterdeki teyze önce „araba cekici yardimi ixin mi üye oluyorsunuz “ deyince yok be teyzecigim bisiklet ile berlin’den ankara’ya gidecegim de,sözümü bitirir bitirmez bayan,gercekten mi size sagliktan tutun kazaya,oradan ari sinek isirmasina kadar hertürlü sigorta yapalim demesin mi? yok son kismi saka ama bütün ihtimallere karsi dünyalik sigortalattik. Fiili dua yani, insallah zaten Yönetim Kurulu Baskanimizin duasini almis olmak beni dahada motive etti. Arkamda sahsi manevinin dua ve destegini hissederek yola cikiyorum.

Bisiklet turu aslinda pahali bir yolculuk. Atla bisiklete yola cikdegil. Uzun yola göre yapilmis özel bir bisiklet olmasi sart. Biraz hafif, seni zincir atmasiyle, fren eskimesiyle ugrastirmayacak. Koltugunuda cok iyi secmek gerekiyor. Cadir, cantalar, kask, gözlük (sinek filan kacar dikkat etmek gerekiyor)uyku tulumu, yagmurluklar, kiyafetler, ozel ayakkabi  su gecireni var gecirmeyini var. Sonra kamp mazelemeri ki öyle  basit bir alisveris olmuyor. Hem hafif olacak hem cok kullanisli olacak hemde cok yer tutmayacak. Yiyecekler bol vitaminli olacak, o kadar terleyeceksin, kalori yakacaksin bir kac lokmayle veya suyla kayvettigin vitamin geri alamazsin, seni destekleyecek ama vucudun calismasini etkilemeyecek yan vitamin alacaksin.
Bitmedi saglik malzemeleri, gunese karsi, sinege karsi, böcege karsi, grip, üsütme, terlemeye karsi  ilaclarin yaninda yaralanma durumunda ilk müdehaleyi yapabilecek ekipmanininda yaninda olacak, tabiki bilincin yerinde ve kendi kendine yardim edecek durumdaysan.

Sonra temizlik malzemeleri, tirnak makkasindan tutun, islak mendile, kamp kdurdugun yerde tabaklarini yikamak icin bulasik ilacina aklina ne gelirse iste. 

Önce berlin’de hareket edecegim, suan bu yazilari kuzey doguya dogru yol ailirken yaziyorum.  Gunduz  gazatede son defa kontrolleri yaptik. Veda konusmasi yapmadim. Dogal gitmeyi sevioyrum..  sadece bugun orada olanlardan hellallik aldim.  Uzun ve zor bir yolculuk öncesi son resimleri cektirdik. Hadi bana eyvallah. 
Bisiklet iyi gidiyor ama yük agir nerdeyse 40 kiloya yakin yüküm var. Sanki afrika’ya gidoyruz ama insan öyle demiyor, su olsun bu olsun. Yola  motive olunca insan arada bir köye ugrayip alisveris yapmak istemiyor.
Yarin Berlin’de Cumhurbaskanligi Saraya Bellevue önüünde medya ile  randevumuz var. ha bu arada hafta sonu Almanya’nin sayili gazetelerinden olan Frankfurrter Rundscgau benimle ilgili genis bir haber yayinladi. “Bisiklet ile Ankara’ya: Gazeteci Ismail Cevik, Türk- Alman dostlugu icin gidiyor” basligini kullanmislar. Böylece aslinda daha tura cikmadan mesajimiz Alman kamuyouna ulasmis oldu.

Almanlar tekpi verir . haber üzerine bazi okucuyular bana yazdi. En ilginci ise Hannah ile Friedrich. Bunlarda ankara’ya bisiklet ilegidiyorlarmis. Suan munihtelermis. Fakat hedefleri eylül’de varmak. Eh ne yapailm bizim o kadar vaktimiz yok. Merak etmeyin sizi makedionya’da bilemediniz yunanistan’da yakalarim.  Belli etaplarda bana eslikedecekler. Yollarda da pedallayan baska bisiklet dostlariyla karsilasmayi zaten bekliyorum. Sanirim aksamlari kamp yerlerinde türkiye, avrupa birligi, islam, almanya#daki türkler en cok konusulacak konular olacak.

Göcün 50. Yilinda Türk Alman Dostlugu’na Katki icin bisiklet sürüsüne destek veren Turkcell Europe’ye ZAMAN Gazetesi’ne , hedefime vardiktan sonra beni ve yol arkadasimi yani bisikletimi önce annemlerin yanina (antalya‘ya) oradan tekrar Frankfurta bedava tasiyacak olan Türk Hava Yollari’na, tur sonrasi yasadiklarimi almanca ve türkce dillerinde kitaplastiracak olan Türkiyre Cumhuriyeti Basbakanlik Yurt Disi Türkler ve Akraba Topluluklari Baskanligi’na tesekkür ediyorum.


Ismail Cevik

Haber: Zaman Avrupa 21 Haziran 2011


21 Haziran 2011




20 Haziran 2011 Pazartesi

Haber: MIT DEM RAD VON BERLIN NACH ANKARA

Der Journalist Ismail Cevik will anlässlich der Migration türkischer Gastarbeiter vor 50 Jahren, mit dem Fahrrad von Deutschland in die Türkei radeln.
Cevik will die Strecke, über die seine Eltern vor 25 Jahren mit dem Zug nach Deutschland kamen, mit dem Fahrrad zurücklegen. Die schwere Etappe wird in Deutschland beginnen und über Österreich, die Slowakei, Ungarn, Slowenien, Kroatien, Bosnien-Herzegowina, Kosovo, Mazedonien sowie Griechenland führen und in der Türkei enden.
Der junge Journalist sagte, dass er sich seit sieben Monaten auf die Tour intensiv vorbereite. Er rechne damit, dass er für die 3.800 Kilometer lange Strecke über einen Monat in die Pedalen treten muss. Das Ziel von Cevik sei an die erste Generation zu erinnern, die vor 50 Jahren als Gastarbeiter nach Deutschland gingen. Auf seiner langen Tour wird Ismail Cevik in seinem Zelt übernachten. Die Etappe wird in Berlin beginnen und in der Hauptstadt Ankara enden.
Cevik plane auch Staatspräsident Abdullah Gül in Istanbul zu besuchen.
Der Journalist türkischer Gastarbeiter werde anschließend seine Eindrücke in einem Buch schriftlich festhalten.

Haber: Frankfurter Rundschau

Mit dem Rad nach Ankara

Der Journalist Ismail Çevik wirbt für Freundschaften zwischen Türken und Deutschen - und steigt dafür 44 Tage lang in die Pedale. Am Ende wartet ein Treffen mit dem türkischen Staatspräsidenten Gül.
        

Ismail Çevik ist gut gerüstet für seine große Tour.
Ismail Çevik ist gut gerüstet für seine große Tour.
Foto: Andreas arnold
Joggen, Krafttraining, kilometerlange Radtouren. Seit Monaten bereitet sich Ismail Çevik auf seine große Tour vor: in 44 Tagen mit dem Rad von Berlin nach Ankara, 3800 Kilometer. Am Montag, 20. Juni, will der Offenbacher in Berlin vor dem Schloss Bellevue starten, 36 Tage später hat er in Istanbul einen Termin mit Staatspräsident Abdullah Gül.
Çevik ist zwar ein begeisterter Sportler, er spielt Basketball, joggt, radelt und arbeitete in den Semesterferien als Raftingbootführer. Doch der eigentliche Antrieb für die Mammuttour ist ein anderer. Der 31-jährige Redakteur will mit seiner Aktion „Radeln für Freundschaft“ etwas „Gutes tun für die deutsche und die türkische Community“. Deshalb sollen an seinem Rad zwei Flaggen flattern, die deutsche und die türkische. Und dazu das Logo „50 Yil Almanya’da elli yil, 50 Jahre in Deutschland“. Denn am 31. Oktober 1961 unterschrieben die beiden Länder eine Vereinbarung, mir der die Arbeit von Türken in Deutschland geregelt wurde.
Auf Tour
Die Tagesrouten in Deutschland: Berlin-Bitterfeld (20.6.), Bitterfeld-Erfurt (21.6.), Erfurt-Fulda (22.6.), Fulda-Frankfurt/Offenbach (23.6.), Offenbach-Mannheim (24.6.), Mannheim-Pforzheim (25.6.), Pforzheim-Ulm (26.6.), Ulm-München (27.6.), München-Salzburg (28.6.).
Wer ein Stück mit Ismail Çevik radeln möchte, kann sich jederzeit melden unter der Handynummer 0177/2498745 und per Mail: icevik@eurozaman.de.
Fotos und Berichteveröffentlicht der Journalist während der Tour vom
20. Juni bis 27. Juli im Internet unter www.radelnfuerfreundschaft.deran
50 Jahre Arbeitsabkommen
Çevik selbst ist kein Kind von Gastarbeitern. Er hat eine ganz eigene türkisch-deutsche Familiengeschichte, erzählt er. Er stammt ausSelge, ein Ort mit antiken Ausgrabungen, 1000 Meter hoch im Taurusgebirge nordöstlich von Antalya. In der 1990er Jahren luden seine Eltern eine deutsche Familie, die das Amphitheater anschaute, zum Essen ein. „Daraus hat sich eine enge Freundschaft entwickelt, die bis heute hält“, sagt er. Die Deutschen brachten ihn auf die Idee, in ihrer Heimat zu studieren. Acht Monate lebte er 2001 bei ihnen in Mannheim, besuchte Sprachkurse und übte abends mit den Kindern Deutsch. Danach studierte er Politikwissenschaften in Tübingen, seit drei Jahren arbeitet er in Offenbach für die Europaausgabe der auflagenstarken türkischen Zeitung Zaman. Çevik will in Deutschland bleiben – die deutsche Familie lebt inzwischen in der Türkei.
Als Redakteur beschäftigt er sich mit Chancen und Problemen türkischstämmiger Jugendlicher in Deutschland. Mit der Radtour möchte er sie ermutigen, „Dinge auch anzupacken, wenn sie schwierig aussehen“. Unterstützt wird er von Zaman, den Onlinejournalisten Bekir Kus und Kadir Boyaci, Turkish Airlines sowie seinem Hauptsponsor Turkcell.
Çevik radelt zwar allein. Doch er will es nicht bleiben. In den elf Ländern, die er durchquert, will er mit vielen Menschen reden. Da ist es gut, dass er auf Campingplätzen schläft und nicht in anonymen Hotels. In der Türkei werden ihn Radler auf Teilstrecken begleiten. Das wünscht er sich auch für Deutschland und andere Länder. In Offenbach trifft er am Donnerstagabend (23. Juni) ein. In Stuttgart hofft er auf eine Begegnung mit der neuen Integrationsministerin Bilkay Öney. Der Radler ist sich sicher: Trotz des straffen Zeitplans „habe ich genügend Zeit für Gespräche“.

Haber: Dostluk için 3800 km

Dostluk için 3800 km
20.06.2011 - 15:41
'Türk- Alman Dostluğu'na katkıda bulunmak, Göçün 50. Yılı'na dikkati çekmek ve Almanya'da ki Türk gençlerini cesaretlendirip zor olanı başarmaları konusunda motive etmek için bu tura çıkıyorum' diyen Zaman Avrupa Editörü İsmail Çevik, tamamı bisiklet ile olacak dostluk sürüşünü Temmuz sonunda Ankara'da bitirmeyi hedefliyor.

Almanya ile Türkiye arasında gerçekleştirilen İşçi Kabul Anlaşması'nın 50. Yılı'nda Türk- Alman Dostluğu için Berlin'den Ankara'ya pedal çevirecek olan Zaman Gazetesi Avrupa Editörü İsmail Çevik, Berlin Cumhurbaşkanlığı Sarayı Bellevue önünden başlattığı dostluk sürüşünü 11 ülkede seyahat ederek yaklaşık 38 gün sonra Ankara Çankaya Köşkü'nde sonlandırmayı hedefliyor. Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Bosna- Hersek, Kosova, Makedonya, Yunanistan ve Türkiye'yi kapsayan dostluk sürüşü
düzenli olarak www.dostlukicinpedalla.com (Türkce) ve www.radelnfuerfreundschaft.de (Almanca) internet sitelerinden takip edilebilecek.
Göçün 50. Yılı'nda Almanya'nın Ekonomi Mucizesi'nin gerçekleştirilmesinde büyük katkısı olan Türk toplumunun hak ettiği şekilde hatırlanması gerektiğini belirten Çevik, " Demokrasi, hukuk ve yaşam standartlarının yüksek olduğu Almanya'da Türk toplumu artık bu ülkenin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Almanya-Türkiye arasında dostluk köprüsü kuran Türkler, faklı kültür ve inancıyla da içinde yaşadığı topluma zenginlik katmaktadır. Almanya'daki Türk medyasının genç bir üyesi ve amatör bir bisiklet sporcusu olarak göçün 50. yılında Türk-Alman dostluğuna katkıda bulunmak ve Türk ve Alman kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmek istiyorum." dedi.
Kamuoyunun daha önce Zaman Gazetesi'nde yayınlanan "Gençlik Dairesi (Jugendamt), Meslek Eğitimi, Förderschule/Sonderschule Gerçeği,Alman okullarında İslam din dersi, Kayıp Hayatlar (Sığınma evlerine kaçan Türk kızları) ve Tutuklu Hayatlar (Alman hapishanelerindeki Türk mahkumlar) " araştırma dosyalarıyla tanıdığı İsmail Çevik, "Almanya'daki Türk medyasının bir üyesi ve bazı sorunları yakından araştırmış birisi olarak Türk toplumunun beklentilerini Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'e ve T. C Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Sayın Kemal Yurtnaç'a birinci elden aktarmayı umuyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ile görüşme talebimize sıcak yaklaşıldı. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımıza Almanyalı Türklerin selamlarını iletmeyi umuyorum." sözleriyle sayın cumhurbaşkanı Gül'ün kabulünün Almanyalı Türkler için önemli bir mesaj olacağını dile getirdi.
Göçün 50. Yılı'nda Alman telekomünikasyon pazarına büyük bir giriş yapan Turkcell Europe'nin ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Göçün 50. Yılı'nda Türk- Alman Dostluğu'na Katkı Sürüşü'ne" Zaman Gazetesi, Türk Hava Yolları (THY) ve T. C Başbakanlık Yurt Dış Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı destek veriyor.
Zaman Avrupa editörü Çevik'in Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Bosna- Hersek, Kosova, Makedonya, Yunanistan ve Türkiye'de yapacağı yolculukta yaşadıkları daha sonra Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı tarafından Almanca ve Türkçe dillerinde kitaplaştırılacak.
Aylardır bisiklet turu için hazırlandığını belirten Çevik, önce Frankfurt'tan İspanya Cordoba'ya gitmek istiyormuş. Fakat Göçün 50. Yılı'na dikkati çekmek için rotayı Türkiye'ye çevirmiş. "Daha önce bisikletle iki haftalık Kuzey Fransa turu yapmıştım. İlk fırsatta Güney Fransa ve İspanya'yı dolaşmak istiyordum. Fakat hem Türk- Alman dostluğuna katkı hem de Almanya'nın kalkınmasında emeği olan Türk toplumunun hatırlanması için Türkiye'ye gitmeye karar verdim. Bu bisiklet turuyla aynı zamanda bu ülkede yaşayan Türk gençlerini motive etmek ve onlara zor olanı da başarabilecekleri mesajı vermek istiyorum. Berlin'den Ankara'ya bisiklet ile giden ilk Türk unvanı elde edeceğim. Yolculuk boyunca güvenlik riski olmayan yerlerde çadırda kamp kurarak kalacağım. Yaklaşık 35 kilo kadar yükü bisiklet ile taşıyorum. Dostluk sürüşü içi destek olan sponsorum Turkcell Europe'ye teşekkür ediyorum. Zaman Avrupa'ya, T.C Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı'na, THY'ye katkılarından dolayı şükranlarımı sunuyorum." dedi.
Dostluk sürüşüne Türk medyası büyük ilgi gösterdi
Cumhurbaşkanlığı Sarayı Bellevue önündeki start programına Almanya'daki Türk ve Alman medyası büyük ilgi gösterdi. Zaman Avrupa, Ebru Tv, TRT, Anadolu Ajansı, DHA, Hürriyet, Sabah, ha-ber.com sitesi, haberci yerel gazetesi, Cadde gazetesi, Frankfurter Rundschau kamuoyuna duyurmak için Zaman Editörü Çevir ile röportaj gerçekleştirdiler.
Bisiklet turuna belli etaplarda eşlik etmek isteyenler icevik@eurozaman.de adresinden iletişime geçebilecekler.
(KEMAL KURT BERLİN )

Kaynak: Zaman


Haber: İŞÇİ GÖÇÜNÜN 50'İNCİ YILINDA BERLİN'DEN ANKARA'YA BİSİKLET TURU


Mahmut TOSUN/ Berlin(Almanya), (DHA) - ALMANYA ile Türkiye arasında yapılan Türk İşçi Göçü Anlaşması'nın 50'inci yılı dolayısıyla Berlin'den Ankara'ya İsmail Çevik tarafından 'Bisiklet Sürüşü' gerçekleştiriyor.
Türk-Alman dostluğuna katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirmek istenen bisiklet turuna İsmail Çevik, Berlin'de Cumhurbaşkanlığı Sarayı Schloss Bellevue önünde start verdi. Çevik, 35 gün sürmesini planladığı yolculuğunda Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya ve Yunanistan üzerinden Türkiye' ye geçerek, turunu Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Köşkü önünde sonlandıracak. Tur sonunda Çevik'in Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesi bekleniyor. İsmail Çevik, sürüş sonrasında Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Kemal Yurtnaç ile görüşüp, kendisine Almanya'da yaşayan Türk toplumunun beklentilerini anlatacak.
Alman Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde görüştüğümüz Çevik, bisiklet turunda amacının, işçi göçünün 50'inci yılının Türk ve Alman kamuoyunda gündeme gelmesi, Türk-Alman dostluğuna katkı sağlamak, bilek gücüyle çalışmaya gelenlerin pedal gücüyle temsil edilmesi, Almanya’daki Türk gençlerinin cesaretlendirilmesi ve hiç yapılmamışı gerçekleştirme konusunda onlara güven verilmesi, Türk'lerin de sıra dışı aksiyonlar yapabileceğinin Alman kamuoyuna yansıtılması ve ön yargıların yıkılmasına katkıda bulunmak olarak açıkladı. Çevik, tur sırasında uğrayacağı Bosna'da Srebrenica katliamında öldürülen Bosnalı Müslümanların mezarlarını ziyaret etmek istediğini, ayrıca tarihi Mostar köprüsünden altında akan nehire atlamak niyetinde olduğunu bildirdi. İsmail Çevik, Yunanistan'da Türk ve Müslüman azınlıkların olduğu köyleri ziyaret edip, onları mutlu etmek istediğini de sözlerine ekledi. 



Kaynak: DHA

Haber: Bisikletle Türk- Alman Dostluğu'na katkı

Zaman Gazetesi Avrupa Editörü İsmail Çevik Berlin'den Ankara'ya kadar dostluk için pedal çevirecek.

20.Haziran.2011,21:12:33
ismail çevik


"Türk- Alman Dostluğu'na katkıda bulunmak, Göçün 50. Yılı'na dikkati çekmek ve Almanya'da ki Türk gençlerini cesaretlendirip zor olanı başarmaları konusunda motive etmek için bu tura çıkıyorum." diyen Zaman Avrupa Editörü İsmail Çevik, tamamı bisiklet ile olacak dostluk sürüşünü Temmuz sonunda Ankara'da bitirmeyi hedefliyor.

Almanya ile Türkiye arasında gerçekleştirilen İşçi Kabul Anlaşması'nın 50. Yılı'nda Türk- Alman Dostluğu için Berlin'den Ankara'ya pedal çevirecek olan Zaman Gazetesi Avrupa Editörü İsmail Çevik, Berlin Cumhurbaşkanlığı Sarayı Bellevue önünden başlattığı dostluk sürüşünü 11 ülkede seyahat ederek yaklaşık 38 gün sonraAnkaraÇankaya Köşkü'nde sonlandırmayı hedefliyor. Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Bosna- Hersek, Kosova, Makedonya, Yunanistan ve Türkiye'yi kapsayan dostluk sürüşü düzenli olarak www.dostlukicinpedalla.com (Türkce) ve www.radelnfuerfreundschaft.de (Almanca)internetsitelerinden takip edilebilecek.

Göçün 50. Yılı'nda Almanya'nın ekonomisinin iyileştirilmesinin gerçekleştirilmesinde büyük katkısı olan Türk toplumunun hak ettiği şekilde hatırlanması gerektiğini belirten Çevik, "Demokrasi, hukuk ve yaşam standartlarının yüksek olduğu Almanya'da Türk toplumu artık bu ülkenin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Almanya-Türkiye arasında dostluk köprüsü kuran Türkler, faklı kültür ve inancıyla da içinde yaşadığı topluma zenginlik katmaktadır. Almanya'daki Türk medyasının genç bir üyesi ve amatör bir bisiklet sporcusu olarak göçün 50. yılında Türk-Alman dostluğuna katkıda bulunmak ve Türk ve Alman kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmek istiyorum." dedi.

Kamuoyunun daha önce Zaman Gazetesi'nde yayınlanan "Gençlik Dairesi (Jugendamt), Meslek Eğitimi, Förderschule/Sonderschule Gerçeği,Alman okullarında İslam din dersi, Kayıp Hayatlar (Sığınma evlerine kaçan Türk kızları) ve Tutuklu Hayatlar (Alman hapishanelerindeki Türk mahkumlar) " araştırma dosyalarıyla tanıdığı İsmail Çevik, "Almanya'daki Türk medyasının bir üyesi ve bazı sorunları yakından araştırmış biri olarak Türk toplumunun beklentilerini Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'e ve T. C Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Sayın Kemal Yurtnaç'a birinci elden aktarmayı umuyorum. Sayın CumhurbaşkanımızAbdullah Gülile görüşme talebimize sıcak yaklaşıldı. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımıza Almanyalı Türklerin selamlarını iletmeyi umuyorum." dedi. Çevik, Gül'ün kabulünün Almanyalı Türkler için önemli bir mesaj olacağını dile getirdi.

Göçün 50. Yılı'nda Alman telekomünikasyon pazarına büyük bir giriş yapan Turkcell Europe'un ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Göçün 50. Yılı'nda Türk- Alman Dostluğu'na Katkı Sürüşü'ne" Zaman Gazetesi, Türk Hava Yolları (THY) ve T.C. Başbakanlık Yurt Dış Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı destek veriyor.

Zaman Avrupa editörü Çevik'in Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Bosna- Hersek, Kosova, Makedonya, Yunanistan ve Türkiye'de yapacağı yolculukta yaşadıkları daha sonra Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı tarafından Almanca ve Türkçe dillerinde kitaplaştırılacak.

Aylardır bisiklet turu için hazırlandığını belirten Çevik, önce Frankfurt'tan İspanya'nın Cordoba şehrine gitmeyi planladığını dile getirdi. Çevik, Göçün 50. Yılı'na dikkati çekmek için rotayı Türkiye'ye çevirmiş. İsmail Çevik, "Daha önce bisikletle iki haftalık KuzeyFransaturu yapmıştım. İlk fırsatta Güney Fransa ve İspanya'yı dolaşmak istiyordum. Fakat hem Türk- Alman dostluğuna katkı hem de Almanya'nın kalkınmasında emeği olan Türk toplumunun hatırlanması için Türkiye'ye gitmeye karar verdim. Bu bisiklet turuyla aynı zamanda bu ülkede yaşayan Türk gençlerini motive etmek ve onlara zor olanı da başarabilecekleri mesajı vermek istiyorum. Berlin'den Ankara'ya bisiklet ile giden ilk Türk unvanı elde edeceğim. Yolculuk boyunca güvenlik riski olmayan yerlerde çadırda kamp kurarak kalacağım. Yaklaşık 35 kilo kadar yükü bisiklet ile taşıyorum. Dostluk sürüşü içi destek olan sponsorum Turkcell Europe'ye teşekkür ediyorum. Zaman Avrupa'ya, T.C Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı'na, THY'ye katkılarından dolayı şükranlarımı sunuyorum." dedi.