„Tutun onu“
Almanya içinde çok fazla konaklama sorunu yaşamıyorum. Ali Çelebi dostluk pedalını Schwäbisch Gmünd’te davet etti. Sabah kendisi de bir miktar eşlik edecek. Dinlenmiş şekilde Aalen’e doğru yola çıktık. Daha Gmünd’den çıkmamıştık ki bir ses „Tutun onu“ diye bağırmaya başladı. Bizde etrafımızda kaçak filan mı var diye bakmaya başladık.
Oysa bana diyormuş? Ya ben onu televizyonda gördüm, burda görünce şaşırdım, durdurun onu, hatıra resmi çekmeden göndermem? Tamam abide kaçmıyoruz ki? Güzel güzel pedalliyoruz.
İbrahim Kiraz (Rize): „Abi varya helal olsun sana. Televizyında görünce çok merak ediyordum. Burdan geçince karşılaşmak beni çok mutlu etti. Büyük cesaret. Gurur duyuyoruz seninle. Tek kelimeyke hayran kaldık“
Kenan Başoğlu (Zonguldak): "Göçün 50. Yılı’nı bize hatırlattığın için teşekkürler. Allah eline ve bacaklarına kuvvet versin. Problemsiz gidersin. Seni destekliyoruz."
Ah abicim, sağolunda valla ikinci birisini bulamadık şu bisiklet yolculuğuna. Dağları tepeleri aşıyoruz ama birde bize sorun. Resimler ve videolar kayıt edildi. Müsade var mı?
„Allah yolunu açık etsin. Seni takip ediyoruz“.
Yollarda gelmek isteyen, benimde hayalim di, diyen çok kişiyle karşılaştım. Ali Çelebi’nin performansı fena değil. 20 km zorlanmadan gitti. Hatta bazı rampaları rahat çıktı. Her ne kadar eşlik etmeler hedefe ulaşmamda yavaşlatma meydana getirsede vatandaşların ilgi gösterip eşlik etmeleri güzel bir duygu veriyor. Zaten Aalen’de Mehmet Yavuz ve oğlu Tahir Yavuz beni bekliyor. Bir iktar onlarda eşlik edecek. Aalen’e güzel bisiklet yolu var.
Ulrich Rieger ile birlikte pedallıyoruz
Mohringen-Aalen arasını Ulrich Rieger ile birlikte pedallıyoruz. Rieger bir yıl önce emekli olmuş. Ankara’ya gittiğimi duyunca şaşırıyor. Daha önce hiç Türkle karşılaşmamış uzun mesafe pedallayan.
Rieger, kardeşini ziyaretten geliyor. Ha ziyaret dediysek 85 km uzaktaki Reutlingen şehrine gitmiş. Hemde bisikletle. „Dün ziyarete gittim, bugün dönüyorum“ deyince bisikletle mi dedim. Evet.
Helal olsun valla, tren veya arabayla bile akrabalarını, tanıdıklarını ziyarete gitmeye üşenenler duyulur. Rieger 85 km bisiklet ile ziyarete gidiyor.
Türklerin bu ülkeye çok şey kazandırdığını düşünüyor. Türkiye’ye ilk ve son defa 1969 senesinde gitmiş. Daha doğrusu yürüyerek ve otostopla o yıllarda hindistan ve kanada gezisi yapmış. İyi gezginmiş. Kanada’da 1,5 yıl kalmış. Biryerlede çalışmış ve kazandığı parayla kendisine idare edecek bir araba almış yoluna öyle devam etmiş. Birçok ülke ve şehir gezmiş.
Şimdi iyi bir işten emekli olmuş, emekliliğin tadını çıkarıyor. Aalen’de kadar Türkiye, Almanya, Türk ve Alman toplumu, uyum üzerine güzel muhabbetimz oldu. Aalen’e varınca bana bol şans diledi. Takip edeceğini söyledi.
Mehmet Yavuz (Sıvaslı) ve oğlu Tahir Yavuz ile belediye binası önünde buluştuk. Tahir, “bisklet ile türkiye’ye ne kadar günde gideceksin?” toplam 38 gün planlıyorum. Tahir istersen sende gel. O kadar gidemem ki.
Tamam o zaman sende büyüyünce bisikletle Kanada’ya filan gidersin. Tahir’in hoşuna gitti sanırım, epey gülümsedi.
Yol üzerinde Aalen Ditib Merkez Camii’ni ziyaret ediyoruz. Nurullah Koçan (imam), Başkan Kadir Yılmaz, Sadık Efendioğlu, tur için tebrik edip başarılar diliyor.
Mahmet Yavuz bey, yemek için evine davet etti. Evin bahçesinden yeni toplanmış bakla yemeği çok lezzetliydi, yanında ev yapımı yoğurt, ve bahçeden toplanarak hazırlanan salata. Müthiş lezzetliydi. Teşekkürler.
Bir miktar beraber pedalladikten sonra hedef Ulm diyerek ayrılıyorum.
Aalen-Ulm arasındada çok güzel bisiklet yolu var. Heidenheim’i çilek tarlalarının ve ıhlamur ağaçlarının arasından geçerken mis gibi çilek ve ıhlamur kokusu adate bana güç verdi. Eşelburg’u geçerken oldukça dik rampayı çıkıyorum. Hava sıcaklığı 30’un üzerinde, iyi terliyorum. Eşelburg’u geçerken yolumu bir köylüye soruyorum.
Diyalek konuştuğu için (Schwäbisch) çok fazla anlamıyorum ama tahmin ediyorum. Ulm çok uzak diyor. Kaç km? 40 var. Oo ne ki? 3800 km yolu göze almışız 40 km’i şöyle bir soluklanıp pedallasam alırım. Leontal yolu vadi arasından kıvrılarak uzuyor. Langenau’u geçip Ulm’e varacağım. Tam hız almıştım ki yol dörde ayrıldı.
Şimdi nereye gideceğim, havada birazdan kararacak, saat 20:30 civarı. Vadide akşam koşusu yapan birisi geliyor. Beni görünce zaten kendisi duruyor.
Gerhard’la 30 dakika kadar muhabbet ettik.
Yolculuk uzun galiba?
Evet. Ankara’ya.
Vav. Zorlu bir tur.
Evet, ama Langenau’ya nasıl gidebilirim? Bu akşam Ulm’e ulaşmam lazım.
Şu ormanı geçeceksin……..
Gerçekten turun başlangıcından bugüne insanlar yardım etmeye çalıştı.
Türk- Alman dostluğu hakkında ne düşünüyorsunuz?
İyi olduğunu düşünüyorum
Türklerin uyum sorunu varmı elli yıl sonra?
Bence gayet uyumlular. Hatta benim gibi Schwäbisch konuşan Türkler bile var. Tabiki kendi aralarında yaşamadıkları zaman. Bu insandan insanada değişir. Ben şahsen birçok alman biliyorum, uzak duracağım ve muhatap olmak istemeyeceğim. Küresel ve modern bir cağda yaşıyoruz. İnsanlar istediği gibi yaşayabilir. İsteyen başörtüsü takar isteyen kısa giyinir.
Türk arkadaşların var mı?
Evet. Futbol oynuyoruz. Takım karışık olunca sorun yok ama Türkler karşı takımı kurunca sorun oluyor. Çok hırslı ve sert oynuyorlar:)
Gerhard, medyanın çoğu zaman olumsuz haber yaptığını söylüyor.
Türkiye’de başbakan Erdoğan’nın bütün gücü ele geçirdiğini yüzde 50’ile tekrar kazanmasının tartışıldığını söyledi. Hatta gazeteciler tutuklanmasının basın ve ifade özgürlüğüne baskı olduğunu fakat bunları medyadan takip ettiği için doğruluk payının olup olamacağını bilemediğinide ekledi.
Gerhard‘ Türkiye’de hiçbir gazatecinin ifade ve fikir özgürlüğünden değil, askeri darbe planlarına destek vermekten tutuklandıklarını, Almanya’da derin devletle gazetecilerin aynı ilişki içinde olması durumunda ne olacağını sordum?
Kabul edilemez, dedi.
Uzun muhabbeten sonra yola çıkma vakti geldi. Ormanı ve tepeleri aşarak gece 23:20 gibi Ulm’e ulaştım. Ulm’lu saygın işadamı Murtaza Hackalı bey, beni misafir edecek.
Yarın hedef Augsburg’dan Münih istikameti.
Yapılan km 127
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder